34. İstanbul Film Festivali’ne dair itiraf.com

0
219

“Beni örnek alma.” diyerek minik bir uyarı düşüp, beni heyecanlandıran konuya giriş yapayım hemen… Bu şehrin en sevdiğim organizasyonlarından biridir İstanbul Film Festivali.

En sevdiğimdir ama sevmek yetmiyor. O kalın kitapçığını alıp ders çalışır gibi üzerinde çalışmak gerekiyor. Kabul ediyorum ki, tembel biriyim. En sevdiğim organizasyona gidebilmek için bile o kitapçıktaki filmleri tek tek okuyup hangisinin ilgimi çekeceğine karar vermek, liste yapmak, ardından bir de sıraya grip o biletlere kavuşmak nedense hep bana zor gelir. Aslında “nedense” tamamen formalite icabı araya girmiş bir sözcük zira nedeni belli işte, tembelin tekiyim!

nesrin-istnabul-film-festivali-1
Hatta festival başlamadan önce şu filmi görmeliyiz mutlaka gibi bir yazı yazacaktım senin için, ama önce oturup o kitapçık üzerinde çalışmam gerektiğinden yazamadım da… Çalışamadım ki, çünkü tembelim:(

Diyeceksin ki, “Kitapçığa ne gerek var, İKSV’nin mobil uygulamasını indirseydin cebine…” İndirdim, onu da yaptım, ama yine olmadı. Açıp, içine girip kaybolamadım yine… Olmadı, beceremedim, o zamanı ayıramadım bir türlü… Baktım beceremiyorum, yurtdışında okuyan kardeşime gönderdim uygulamayı. Belki o girer, bakar filmlere ve bana da “Bak şunu seversin, bunu sevmezsin.” der diye bekledim. Ama adamın sınavları varken neden İstanbul’daki bir festivalin içeriğine boğulsun ki?

nesrin-istanbul-film-festivali-2015
Tam umutsuzluğa kapıldığım ve “Sanırım bu sene gidemeyeceğim.” dediğim bir anda, işte o kardeş Paskalya tatiline çıktı:) Tatile çıkmak da yetmedi, kalktı yanımıza geldi:)))) Geldiğinin ikinci günüyse elinde İKSV 34. İstanbul Film Festivali Kitapçığı ile tam karşımda duruyordu:)

İşin ilk zor kısmı tamamlanmış ve bir kitapçık edinmiştim. Yani en azından edinmiş biri hemen yanı başımdaydı. Ama tembelliğime ek olarak bir de nankör bir abla olmam neticesinde içimden yine söylendim, “Poooffff şimdi kim bakacak onca filme?”

Bakmadım elbette. Şimdi yine diyeceksin, “Onca eleştirmen vs. festivalden önce yazdı çizdi zaten, neden onları takip etmedin?” Güzel soru ve kabul ediyorum ki, buna verilecek en mantıklı cevap yine tembellik olabilir.

Devamlı okuyan, yazan, çizen biri olarak iki (tamam lafın gelişi “iki” dedim “200” demeliydim:)) film eleştirisi, yorumu ve konusunu okuyamıyorum:( Yok, olmuyor! Beni de böyle kabul edin lütfen.

Neticesinde günler geçti, festival başladı ve benim hala bir biletim bile yoktu. Bu arada beynimi yiyen ve “Neden bakmıyorsun şu filmlere?” diye haklı olarak söylenen sevgiliyi de unutmayalım. Yoğun baskı altında direndim.

nesrin-istnabul-film-festivali-3
Sonunda kardeşimin saatlerce okuyup çalışarak hazırladığı listeye el koydum. 200 filmlik festival birden bire 30 filmlik bir seçkiye dönüşüverdi;) Biraz kopya çekerek de olsa, artık benim de bir listem vardı. Vardı da, biletleri kim alacaktı? Evet, artık her şey çok kolay. İnternetten Biletix’in sitesine girip, teker teker hepsini alabilirdim, ama eski kafalıyım işte. İlla da gidilecek ve gişeden alınacak o biletler:) E tembelim de… Biri gitmeli…

Nasılsa biricik kardeşim gidip kendisine bilet alacak. Neden bana da almasın ki? Hemen kredi kartımı eline tutuşturup, en şirin halimi takındım ve “Canım benim, kendine alırken benim listem de budur, bana da alıver. Al bu da kartımın şifresi.” dedim.

İtiraf edeyim ben onun yerinde olsaydım kendi biletlerimi de o karttan alırdım;) O kadar uğraşmışım, sırada beklemişim vs. bir bedeli olmalı, ama işte iki kardeş arasındaki fark:) O iyi olan, ben kötü olanım sanırım:))

Elbette, yok şimdi o filmlere kim bakacak, kim gidecek, kim alacak derken festivalin koskocaman bir haftasını kaçırmış bulunmaktayım. Ama olsun ikinci haftası ve biletleri de cepte;)

Peki hangi filmlere bilet aldım? Hangi filmleri görmek için sabırsızlanıyorum?

nesrin-istanbul-film-festivali-Jafar-Panahi-TaksiBu yıl 65.’si düzenlenen Berlin Film Festivali’nin en büyük ödülü olan Altın Ayı’yı alan İranlı Yönetmen Cafer Panahi’nin Taksi’si, İstanbul Film Festivali’nde beni en heyecanlandıran film! Film yaptığı için İran’dan çıkışı yasaklanan ve ödülünü kendisi alamayan Panahi’nin bu büyük ödülünü, filmde de rolü olan yeğeni Hana Saeidi almıştı.

Buraya filmlerdeki kötü karakterlerden birinin gülüşünü koymanı rica edeceğim. Hani MTV Film Ödülleri’nde ödüle layık görülen en kötü karakterin gülüşü gibi bir gülüş olsun:) Elbette listemi paylaşmayacağım. Sadece bir “pişmanlık”, bir de “heyecan” ismi verebilirim.

Pişmanlık; Al Pacino’nun Manglehorn’unu. “Pişmanlık” çünkü gidemedim. Çünkü tembelliğimden geç kaldığım için bilet bulamadım:( Yine de bir şekilde bulur izlerim diyerek kendimi avutuyorum…

Heyecan ise, senin pek ilgini çekmeyebilir belki, ama İranlı yönetmen Cafer Panahi’nin Taksi’si. Ona bilet bulmuş olmaksa bir mutluluk sebebi…

Önümüzdeki hafta film izlemekten fırsat bulursam görüşmek dileği ile…

Konu Fotoğrafları: NESRİN YÜCETÜRK

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here