Dünden bugüne, bugünden yarına…

0
207

Ben küçükken babaannemin bahçeli bir evi vardı. 80’lerin sonundaki müteahhit furyasına yenik düşen bir bahçenin içerisinde 6 tane büyük fıstık çamının gölgesinde oyun oynardım. Babaannem ya da annem ne zaman dolma yapacak olsalar, bahçeye gönderip bana fıstık toplatırlardı. Yere düşen kozalakların içerisinden çıkarırdım fıstıkları. Ellerim boyanırdı siyah siyah. Severdim o boyayı. Çok sert olduğu için kabuklarını kıramazdım, ama dedem kırıp neredeyse babaannemin dolmasına koyduğu kadarını bana yedirirdi:) Bütün ailenin dolmalarına yetecek kadar fıstık vardı zaten.

İşte sonra, müteahhite verildi o ev. Yıkıldı. Çamlar kesildi.

nesrin-agac-eskisehir-HamamyolucinarEskişehir Hamacıyolu çınar ağacı.

Ve bir gün, annemin dolma yapacağı tuttu. Beni bakkala gönderip fıstık almamı istedi. Gözlerimi kocaman açarak anneme “Fıstık bakkalda satılmaz ki…” dediğimi hatırlıyorum. Annem de nerede satılacağını sormuştu bana. “Fıstık satılmaz ki, bahçeden toplarsın…” O zaman herkesin bahçeli evi olmadığını, olsa bile herkesin fıstık çamı olmadığını anlatıp beni bakkala gitmeye ikna etmişti. İkna olmuştum olmasına, ama bakkalda fıstık olacağına değil, sadece bakkala gitmeye ikna olmuştum. Giderken kafamdaki düşünce; “Gideceğim, dolmalık fıstık isteyeceğim, bakkal amca bana uzaylı muamelesi yapacak, rezil olacağım, çünkü hiçbir bakkalda fıstık yoktur. Ve annem bakkalda fıstık satılmadığına ikna olacak!” Ama tahmin edeceğiniz gibi bunların hiç biri olmadı. Bakkala gidip fıstık istediğimde arkasını dönüp küçük bir poşetin içinde bana bir avuç dolmalık fıstık veriverdi… Hatırladığım ilk hayal kırıklığımdı.

Geçtiğimiz günlerde, benim dolmalık fıstığa ihtiyacım oldu. Almaya gittim. Önümdeki tezgahta iki çeşit fıstık vardı ve biri biraz daha ucuzdu. Nedenini sorduğumda artık kuruyemiş olarak bildiğimiz tuzlu fıstığın aynı dolmalık fıstık gibi kesilip satıldığını öğrendim ve daha ucuzdu. Sebebi daha ucuz bir ürün elde etmek midir, yoksa çoğunlukla yok etmeyi tercih ettiğimiz ve var olan fıstık çamları artık fıstık ihtiyacımızı karşılamadığı için midir bilmiyorum…

nesrin-agac-kesilen-dut-agaci-Ne yazık ki kesilip yok edilen tarihi dut ağacı.

Kafamda bu düşüncelerle dolaşırken gözüme bir haber ilişti. Erzurum’da var olan ülkemizin tek meyve veren anıt ağacı olarak bilinen 170 yaşındaki, şifalı olduğuna inanılan dut ağacını kesip, beraberinde yüz yıla yakın tarihi bulunan ceviz ve kiraz ağaçlarını yerlerinden sökmüşüz. Sebebi mi? Hükümet konağı yapılacakmış yerlerine.

Alt tarafı bir dut ağacının kesilmesine neden bu kadar içerliyorum peki ben? Zeytinle kahvaltı eden, zeytinle orucunu açan, zeytini hayatının her anında kullanan bir toplum olarak zeytin ağaçlarının kesildiği, yaylanın ortasından yol geçirip, o yolu geçireceğim diye 100’lerce ağacın yok edildiği, şehrin orta yerindeki parkın yok edilip AVM olmasına karar verilen bir ülkede ben, neden tek bir dut ağacına bu kadar üzülüyorum?

Büyük ihtimalle sorun bende olsa gerek…

nesrin-agac-9--Robin-hood'un-meşesi.-Nottinghamshire.-Fotoğraf--Nottinghamshire-County-CouncilRobin Hood’un ödüllü meşe ağacı.

Geçen senenin sonunda sizlerle paylaştığım bir haber geliyor hemen aklıma… İngiltere ilk defa yılın ağacını seçmek için bir yarışma başlatmıştı. Amaç ağaçları korumaktı. Yarışmanın sonucunda ise meşhur Sherwood Ormanı’ndaki Robin Hood’un ağacı olarak bilinen meşe ağacı birinci olmuştu. Ağaç nerdeyse 1000 yaşında! Yani 1000 senedir hayatta. Yani kimse hükümet konağı yapmak istememiş yerine…

Acaba izin verseydik o dut ağacı da Newton’ın altında otururken yer çekimini bulduğu elma ağacı gibi kaç asır daha yaşardı?

nesrin-agac-hatay-samandag-korunmaya-alinan-agacHatay Samandağ’da koruma altına alınan ağaç. (Fotoğraf: Nesrin Yücetürk)

Sonra merak ettim ve ülkemizin anıt ağaçları hakkında minik bir araştırma yaptım. Öncelikle Vikipedi’den anıt ağaçların bilimsel tanımının “Yaş, çap ve boy itibariyle kendi türünün alışılmış ölçüleri üzerinde boyutlara sahip olan, yöre folklorunda, kültür ve tarihinde özel yeri bulunan, geçmiş ile günümüz, günümüz ile gelecek arasında iletişim sağlayabilecek uzunlukta doğal ömre sahip olan ağaçlar, anıt ağaçlardır.” biçiminde yapılmakta olduğunu öğrendim. Tıpkı Büyük Özgürlük Beyannamesi’nin (Magna Carta) altında imzalandığına inanılan porsuk ağacının geçmişten bugüne ve bugünden geleceğe özgürlüğü taşıması gibi…

İngiltere’de bu ağaçların hepsi koruma altında. Ama bu koruma da yetmiyor, her sene biri yılın ağacı unvanını taşıyor.

Bizse her sene birini kesiyoruz, ki yerine AVM, termik santral, yol, hükümet konağı gibi şeyler yapabilelim…

İşte bunlar da başlarına bir zeval gelmeden görülmesi gereken anıt ağaçlarımız:

nesrin-agac-burgazada-korunmaya-alinan-agacBurgazada’daki bu ağaç da koruma altında. (Fotoğraf: Nesrin Yücetürk)

* Eskişehir, İnönü’deki Oklubalı Ardıçları
* Kütahya, Domaniç’teki Mızıkçam
* Bursa’daki Alufeli Çınar
* Hatay, Bedirge’deki Yavuz Selim Meşesi
* İstanbul, Sultanahmet’deki Şecer-i Vak vak Çınarı
* Antalya, İbradı’nın Kestaneleri
* İstanbul, Gülhane’deki Taşlıçınar
* İzmir, Beyköy, Beydağındaki Mengerli Çınarı
* Bolu, Güvemköydeki Uşaklı çam
* Bursa, Orhan Camii avlusundaki Eskicibaba Çınarı
* Aydın, Selatin Köyünün tepesindeki zeytin ağacı
* Eskişehir, Hamamyolu Caddesinde bulunan Doğu Çınarı
* İzmir, Salihli Bozdağ Subatan Yaylasında bulunan Doğu Çınarı

Sadece birbirimize barış dalı uzatabilmek için dallarını budayacağımız zeytinlerimizle yaşayacağımız daha yeşil bir ülke dileğiyle…

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here