Açık hava konseri demek, yaz demektir;)

0
168

Geçen hafta tam anlamıyla müzikle geçti. Cuma gecesi Tindersticks’in büyüsüyle başlayan hafta sonu ertesi gün başka bir sürprizle devam etti 😉

Sevdiğim adamla, tabiri caizse bir önceki akşamdan kalma olmanın verdiği bir rehavetle kös kös oturuyorduk ki, kardeşim geldi; elinde pespembe karanfillerle…

Laf arasında akşam Beirut konseri olduğunu ve ona gideceğini söyledi. Bizim iki sevgili bu gibi durumlarda birbirimize bir bakışımız vardır. “Haydi, hop” bakışıdır bu;) O bakışlarla bir anda nerelerden nerelere gitmişliğimiz vardır bizim:) İyi ki de var o bakışımız 🙂

O an karar verilmişti. Biz de gidecektik. Ama bunca senedir konserleri takip eden biri olarak bu ikinci kez kapıdan bilet alışım olacaktı. Ya kalmamışsa? Ya bir terslik olursa? Ya kapıda satılmıyorsa? İşte bu sorularla nasıl olsa Kadıköy’den geçeceğiz, iki dakika oradaki Biletix gişesine uğrayıp biletleri alırız diye düşündük.

nesrin-Beirut-konser-1
Biz düşündük düşünmesine, ama bu şehirde hatta bu ülkede hiçbir zaman evdeki hesabın çarşıya uymadığını unutmuştuk…

Biletix gişesine vardığımızda son derece ilgisiz bir hanımefendi bizi karşıladı. Printer’ı arızalı olduğu için bilet basamadığından satış da yapamadığını söyledi. Elbette olabilir, makinedir, arızalanır. Ama bilet satmakla yükümlü bir kurumun bilet satamadığı zaman özellikle de kapıları açılmış, ana grubun sahne almasına da birkaç saat kalmış bir konser söz konusuysa bir  “B” planının olması ve gelen müşterilerini mağdur etmemesi gerekir. Örneğin ben kapıdan alıp alamayacağımı sorduğumda net bir cevap verilebilir. “mmmm bilemiyorum. Onu kapıya sormanız gerekiyor” şeklinde yanıtlanmaz mesela. Kapının telefonunu istediğimde “mmmm ona da internetten bakacaksınız.” demez örneğin. Üstelik benim bir şey sormama gerek kalmadan gişedeki görevlinin “Printer arızalı olduğu için bilet basamıyorum ve satamıyorum. Ama bakın siz şuradan biletinizi alabilirsiniz.” demesi gerekirdi.  Her neyse, ben almam gereken hiçbir cevabı kendisinden alamamış, başımın çaresine bakmak üzere Biletix’in çağrı merkezine ulaşmıştım. Oradan alacağım cevabın beni zıvanadan çıkaracağından habersizce…

nesrin-Beirut-konser-4
Konsere kapıdan bilet alıp alamayacağımı sorduğum anda, sistemden kontrol etmediğinden emin olacağım kadar kısa bir sürede “Evet, alabilirsiniz.” dedi. Konuşmamızın devamında öğrendim ki, bu standart bir bilgi. Konser saatinden 2 saat önce açılan gişe, ana grubun sahneye çıkmasıyla kapanıyor. O arada bilet olduğu takdirde satış devam ediyor… Ama ne hikmetse bu standart bilgiyi Kadıköy Biletix gişesinde 28 Mayıs Cumartesi akşamı 18:00’de görev yapan hanımefendi bilmiyor… Bilmemesi de sorun değil belki;  ilgisizliği insanı çileden çıkarıyor. İşte o zaman, işini düzgün yapan insanlara saygım artıyor. İşte böyle zamanlarda bu ülkenin genel tavrına sinirlenip, işinin hakkını vermeyen onca insan için üzülüyorum. İşsiz olup iş arayan, onların yerine oturabilecek ve o işi, o insanlardan bin kat daha iyi yapabilecek insanlar adına üzülüyorum…

nesrin-Beirut-konser-3
Bir konser yazısı olması gerekirken iş ahlak yazısına döndü belki, ama durun hemen yılmayın 😉

En nihayetinde, bu gereksiz olayın ardından KüçükÇiftlik Park’ın kapısına ulaşmış biletlerimizi almış, kapının önündeki seyyar köftecilerden ekmek arası köftelerimizi yaptırmış, huzura ermiştik… Konser alanına girmeden Maçka Parkı’na girmiş, çimlerin üzerine uzanmış dinleniyorduk ki, Cüneyt Sepetçi klarnetiyle sahnedeki yerini aldı. Birden bire ortam değişmiş, “Beirut öncesi bu neyin kafası?” diyorduk ki, bir noktadan sonra hepimiz kıvırmaya başlamış, baya baya göbek atıyorduk 🙂

Maçka Parkı artık bize yetmez olmuştu ve konser alanına giriverdik bir telaş… Bir süre daha göbeklerimizi attıktan sonra artık Beirut’a sıra gelmişti. Daha önceki konserleri her defasında saçma sapan bir sebeple kaçırmış biri olarak, son dakikada haberdar olup bu kez izleyebileceğim için çok mutluydum. Ve tam karşımızdaydılar!

nesrin-Beirut-konser-5
Yine sağımda solumda sakin sakin duran insanlar vardı. Üstelik bu kez ayaktaydık. Kimsenin dans etmesine engel değildi, ama dans etmiyorlardı. Bizse bildiğimiz şarkılarına eşlik ederken yerimizde de durmuyorduk. Bizim için senenin ilk açık hava konseriydi ve bu, yazın resmi olarak geldiğine işaretti. Yıldızların altında, ılık bir İstanbul gecesinde, kulağımızda Beirut, keyifle ritme kendimizi kaptırmıştık ki grubun vokalisti Zach Condon arkasını dönüp gidivermişti. Tamam, bis yapacaklardı ama yine de çok erkendi.  Tekrar sahneye gelip çalmaya başladıklarında bir o kadar daha çalsınlar istedim. Ama tabii ki çalmadılar. 🙁

Konserin bence son derece kısa sürmüş olması dışında hiçbir aksaklığı yoktu. Keyifliydi. Performanslarına da tek kelime edemem. Sadece, Zach’in bu kadar İstanbul’da bulunmuş biri olarak birer sözcüklü cümleler yerine daha uzun cümleler kurmasını beklerdim, ama yine de çok tatlıydı 😉

Ve sonra,

nesrin-Beirut-konser-2
Yani konser bittikten sonra…

Bir koşu son adalar vapuruna yetişip Kadıköy’de indik. Vapurun en üst katında açıkta oturup, dünyanın kaç ülkesinde bir konserden çıktıktan sonra o manzara eşliğinde eve ulaşılabildiğini düşündük.

Hani gün içerisinde keyfimizi kaçıran insanlar, olaylar oluyor ya… Hani kalabalık bir caddede yürürken biri bizi düşürürcesine çarpıyor da bir özür bile dilemeden devam ediyor ya… Hani karşımıza bazen kaba, bazen ilgisiz çoğu zaman sevgisiz insanlar çıkıyor ve çekip gitmek istiyoruz buralardan ya…

İşte keyifli bir konser üzerine, o manzara, o ışıklar, tepedeki yıldızlar tüm olumsuzlukların üzerine koskocaman bir sünger çekiveriyor… Yarın daha güzel olacak dedirtiyor ya… Her şeye değer!

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here