En büyük olma hali

0
136

Eveeet uzun zaman oldu yazmayalı, yazamayalı… Biraz tembellik, belki biraz vakit bulamama, biraz da ilhamsız kalma durumu;)

İşte şimdi, şu an en azından vaktim var ve yazmadığım arada yaşayıp, gördüklerimden biriyle başlayıp arayı kapatayım dedim. Kışın kendisini ciddi anlamda hissettirdiği şu günlerde yaz tatilinden bahsetmek belki biraz abesle iştigal olacak ama, biraz #throwbackthursday yapmanın zamanıdır 😉

Sevdiğim adamla birlikte uzun bayram tatilini de fırsat bildik ve yıllık izinle birleştirip hasretini çektiğimiz kadar doyurucu bir tatil süresine sahip olduk.  Fırsattan istifade hem deniz, güneş, kum ihtiyacımızı giderelim hem de kültür turlarını eksik etmeyelim dedik.  Soluğu Ege boyunda alıp, şezlonglarımızda biraz rengimizi değiştirdikten sonra düştük yollara…

nesrin-usak-kanyon-1Grand Canyon

Duyduk ki; dünyanın en uzun ikinci kanyonu ülkemizdeymiş. Birinci sıradaki tahmin edeceğiniz gibi Amerika’daki Grand Canyon. Hani şu gidip görme imkanın olmamışsa bile kabaca bir tahminle filmlerin %60’ında, westernlerin tamamında karşına çıkan kanyon…

[quote_box_center]Yani nasıl bir PR çalışması yapılıyorsa, herhalde Grand Canyon’u dünyada bilmeyen, nerede olduğundan haberi olmayan insan yoktur… [/quote_box_center]

Ama dünyanın ikinci en uzun kanyonunun ülkemizde olduğunu yeni öğrendim. Benim ayıbım mı? Elbette benim ayıbım! Ama tek başıma üstlenmeyeceğim bu ayıbı…

Neden mi?

Bir heves trekking ayakkabılarımızı sırt çantamıza koyup, termosumuzda suyumuz, fotoğraf makinelerimiz, güneş kremlerimiz ve başımıza güneş geçmemesi için şapkalarımızla Uşak’taki Ulubey Kanyonu’na doğru ola çıktık. Bütün planımız kanyonda yürüyüş yapıp geceyi Uşak’ta geçirdikten sonra yola devam etmekti. Üstelik okuduklarımızdan öğrendiğimiz kadarıyla bir de dünyanın en büyük cam terası vardı kanyonda. Çok heyecanlıydık.

nesrin-usak-kanyon-4
Sonunda ulaştık. Önce cam terasa çıkıp şöyle bir tepeden bakalım dedik. Yazılanları ve “dünyanın en büyük” ibaresini okuduktan sonra ne hayal etmişsem bilmiyorum ama terasa doğru ilerlerken bir hayal kırıklığı içerisinde “Bu mudur?” deyiverdim. Bu soruyu iç sesimin sorduğunu sanıyordum, ama kendimi kaybetmiş ve gayet yüksek sesle sormuştum. O sırada giriş ücretleri alan görevlinin bana baktığını fark edip utandım. Daha görmeden müşkülpesentlik ediyordum.

nesrin-usak-kanyon-3
Turnikeden geçtim. Artık camın üzerindeydim. Hala kafamdaki soru aynıydı: Bu mu? Hiç gidip görme imkanım olmadı ama çok fotoğrafını gördüğüm Chicako’daki cam teraslar geliyordu aklıma.  Öyle çok büyük değiller belki hatta teras yerine balkon dense daha doğru olur, ama yüksek, çok fena yüksek;) Ve işte o terasların sadece fotoğraflarını görmek bile nefesimi keserken dünyanın en büyük cam terası bana hiçbir şey ifade etmiyordu. Kayaların 150 m. kadar üzerinde bir teras… Şöyle bir sağıma soluma bakıp geri çıktığım, sadece böbürlenmek için yaptığımızı hissettiğim bir teras… Böyle düşünmeme sebep olan İstanbul gibi dünyanın en büyük, en kozmopolit şehirlerinden birinde yaşayıp büyüklük mevhumunu yitirmiş olmak mıdır bilemiyorum…  Belki de sadece yanımda sevgilisini gezdirmeye gelmiş Uşaklı genç arkadaşın dediklerine kulak misafiri olmaktı beni mutsuz eden… Boynumdaki fotoğraf makinesine dolayısıyla Turist Ömer görüntüme güvenip sohbetlerine dahil oldum. Kanyon hakkında bilgi edinmekti derdim.

[quote_box_center]Aşağıya nasıl ineceğimizi, yürüyüş parkurunu, tavsiye edeceği görülecek noktaları öğrenmek istiyordum. [/quote_box_center]

Ama çocukcağız ağzımı her açtığımda bana uzaylı gibi bakıyordu. Cevap vermeye başladığında ise rolleri değişmiştik. Artık ben uzaylı görmüş gibi bakıyordum. Kanyonda yürüyüş parkuru yokmuş. Aşağıya inen düzgün bir yol da yokmuş. Arkadaşları kendi imkanlarıyla inmiş bir kere ama kanyondan geçen dere çok pis kokuyormuş. Ne koktuğunu bilmiyormuş, ama nefes alınacak gibi değilmiş. Aşağıya inmemizi tavsiye etmezmiş…

[quote_box_center]Dünyanın en büyük cam terasının üzerinde, dünyanın en uzun ikinci kanyonunda, tokat üzerine tokat yiyordum.[/quote_box_center]

İtiraf ediyorum, çocuğa inanmamıştım. Uşak’ın yerlisi olduğu için ilgisini çekmediğini düşünüyordum. Terastan dışarı çıkmış, hemen girişteki haritaya bakarken turnike görevlisini esir almıştık. Tepkiler değişmemiş, yürümek istiyoruz dediğimizde yine aynı uzaylı bakışıyla karşılaşmıştık. O şaşkınlık dolu bakışlarıyla sorularımıza cevap vermeye başlamıştı seri bir şekilde… Evet, yol yoktu, parkur yoktu, trekkingcileri yönlendirecek tabela yoktu. Rehber yoktu. Broşür veya harita da yoktu. Ve en önemlisi dere kesinlikle çok kötü kokuyordu.

nesrin-usak-kanyon-2
Ama onca hazırlıkla gelmiştik. Yürümemiz gerekiyordu. Elimizdeki tek veri, terasın girişinde yer alan kocaman haritaydı. Hemen fotoğrafını çektik. İnadımız inat yürüyeceğiz. Ama ne göreceğimizi bilmiyoruz. Bir harita şart. İşte o kocaman tabelada işaretlenmiş yerleri tek tek sormaya başladım. Her sorduğum yer için aldığım cevap aynıydı: “Görülmeye değer bir yer değil!”

Sonunda pes etmiştik. Arabamıza binip bir başka destinasyona doğru yol alma kararı verdik. Ve yol alırken hayal kırıklığımızı mutsuzluğumuzu gizlemeden birbirimize şu soruyu sorduk:

[quote_box_center]Dünyanın en uzun ikinci kanyonu başka bir ülkede olsaydı ne olurdu?[/quote_box_center]

Ben cam terasa takılmıştım bir kere. Yetmemişti ya o bana, önce oradan başladım hayal kurmaya. Karşı yamaçta bir bungee jumping ya da yamaç paraşütü yapılabilirdi. Veya belki eski tip halattan bir köprüyle karşı tarafa geçmek mümkün olabilirdi.  Ama bunlar lükstü.

nesrin-usak-kanyon-5
Çünkü en başta kanyonun içinden geçen dere mis gibi kokuyor olurdu. Sanayi atıkları suya verilmezdi.  Trekking yolları düzenlenirdi. Rehberler olurdu. Yürüyüş güzergahlarında tabelalar olurdu. Harita ve broşürler, hatta kitapçıklar hazırlanırdı. Dünyanın en büyük cam terası için bir bütçe ayırana kadar öncelikle bunlar yapılmış olurdu hiç şüphesiz…

Ama bizim milletçe sahip olduğumuz ego, en büyük olma durumu tüm diğer ayrıntıların önüne geçiyor. Adeta gözümüzü kör ediyor. Dünyanın en uzun ikinci kanyonunun üzerine dünyanın en büyük cam terasını yaptık mı iş bitiyor… Nasıl olsa terastan bakınca derenin suyunun koktuğunu anlamıyoruz, değil mi?

Gördüm ki bu konu da Change.org’da bir kampanya başlatılmış tam 7 ay önce… Hala yeterli desteğe ulaşamamış… Hadi hep birlikte destek verelim… En azından bir yanlışı düzeltmekte payımız olsun…
http://bit.ly/2g4mNIZ

Mutlu günlere…

Ulubey Kanyonu Fotoğrafları: NESRİN YÜCETÜRK

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here