Bir varmış bir yokmuş: Pamukkale

Bir varmış bir yokmuş: Pamukkale

Ülke gündemi almış başını gitmişken oturup tatil anılarını yazmak pek bir tuhaf, pek bir boş gelse de; bir gün bu karabasan kalkacak üzerimizden ve yeniden aydınlık günler göreceğiz umudu ve inancıyla yazıyorum…

Belki o aydınlık günlerde yapılacaklar listemize tik (✔) atmaya gücümüz olur da yola devam ederiz…
Uşak’ta Ulubey Kanyonu’nda umduğumuzu bulamayan biz, yolumuza devam ediyorduk. Görülecek yer çoktu ve zaman kısıtlıydı…

nesrin-usak-kanyon-mansetEN BÜYÜK OLMA HALİ! ULUBEY KANYONU HİKAYEM İÇİN TIKLAYABİLİRSİNİZ!

Her ne kadar ben geçen sene görmüş ve sizlerle paylaşmışsam da sevdiğim adam henüz Pamukkale’yi turizm acentelerinin tabelalarındaki o kült fotoğraf bir de benim çektiklerim dışında görmemişti. Ve ben kendime amaç edinmiştim, Pamukkale’ye gidilecekti!

Elbette benim için pek ilgi çekici yanı kalmamıştı. Bildiğim bir yerdi neticesinde, ama sevdiğim adamın yüzündeki çocuksu ifadeyi görmek için değerdi. Şaşkın şaşkın nasıl olduğunu anlamaya çalışırken, bir büyünün tam orta yerinde, suyun içinde, masmavi bir gökyüzünün altında Ulubey’deki bütün hayal kırıklıklarımızı unutmuştuk…

Unutmuştuk unutmasına, ama çok geçmeden gördüklerimi bir sene öncesiyle kıyaslamaya başlayacaktım…

nesrin-pamukkale2-1
Su, geçen senekine göre azalmıştı. Bu durum çok canımı sıkmamıştı, çünkü önceki gelişimde aylardan Haziran’dı. Şimdiyse koskoca yaz geçmiş, Eylül aynına gelmiştik. Mevsimsel şartları düşününce suyun  azalması mantıklıydı. Üzerinde komplo teorisi üretmeye gerek yoktu. Ama azalan sadece su değildi. İnsan da azalmıştı.

En önemlisi de bir elin beş parmağını geçmeyen turist sayısıydı!

Bizim işimize gelmişti, rahat rahat gezmiş, bir yerlerde yol daraldığında geçiş sırası beklememiz gerekmemişti. Ama dünya üzerinde bir eşi olmayan Pamukkale için üzücüydü…

Ayrıca aşağıdaki giriş kapısının hemen yanında 50 kuruşa satılan su, yukarıya çıktığınızda birden bire 5 TL oluveriyordu.

nesrin-pamukkale2-6
Yine moralimiz bozulur gibi olmuştu ki, antik havuza ulaştık. Geçen sene bir hevesle “buraya geldiysem bu havuza da gireceğim” diyerek girdiğim havuz, biraz da tek yüzümlük fiyatı nedeniyle çekiciliğini yitirmişti gözümde. Ama sevdiğim adamın girmesi için ısrar etmedim diyemem, sonuçta hayatında bir kere göreceği bir havuzdu… Daha kaç kez, bilmem kaç yüz yıllık sütunların üzerinde yüzme fırsatı olur ki bir insanın? Ama o, inatla suyun yüzeyindeki adlandıramadığımız partikülleri gösterip temiz olduğunu düşünmediğini anlatıyordu. Suya bakınca ısrarımdan vazgeçtim :(

Havuzun çevresindeki restoran ise, bomboştu. Bir şeyler yemek istedik, ama masalar o kadar boştu ki, oturan birkaç kişi de hiçbir şey yemiyor ve içmiyordu. O zaman fark ettim ki, geçen sene var olan alkol servisi de tamamen kaldırılmıştı.

Evet, belki hemen yanı başımızdaki savaş, belki terör olayları turist gelmemesinin ana sebebiydi. Ama fiyatların manasızca şişirilmiş olması ve istenilenin içilemediği bir yere hem de terör riski varken neden gelsin ki insan?

nesrin-pamukkale2-3
Elimizdekinin kıymetini bilemediğimizi bir kere daha görmüş, bir kere daha hayal kırıklığına uğramış antik tiyatroya doğru tırmanıyorduk. Hava sıcaktı. Yorgunduk. Sevdiğim adamın beklentisi yükselmişti. Farkındaydım, o nedenle arada bir “Efes’teki Celsus Kütüphanesi gibi bir şey bekleme.” diyerek o beklentiyi düşürmeye çalışıyordum.

Yukarıya ulaşıp, kapıdan içeri girip, kendimizi o tarihi basamaklara bıraktığımızda bir kere daha büyülenmiştik. Sene 2016’ydı.

Ayağımızda trekking ayakkabılarımız, elimizde termosumuz, soğuk suyumuz, başımızda şapkalarımız, güneş kremlerimiz, gözümüzde ultraviyole gözlüklerimizle perişan bir haldeydik ve yüzyıllar önce orada yaşayan insanlar o tiyatroyu inşa etmişlerdi… Bugün sahip olduklarımızın milyonda birine sahip değilken hem de… Biraz soluklanıp huşu içerisinde tiyatronun ihtişamına odaklandıktan sonra dönüşe geçtik.

nesrin-pamukkale2-5
Şehir merkezine vardığımızda amacımız Kebapçı Enver’de Denizli Kebabı yemekti. Ama minik bir hata yapmıştım. Geçen sene gittiğimde Ramazan ayıydı. İftar nedeniyle her yer açıktı.

Bu kez sıradan bir zamandı ve meşhur Denizli Kebabı yemek belli bir saatten sonra mümkün olamıyordu.

Elbette bu detayı yaşayarak öğrenmemiz gerekti. Açtık. “Önceden nasıl araştırmam” diyerek kendime söyleniyordum, ama artık çok geçti.

nesrin-pamukkale2-2
Karın doyurmak amaçlı bir yere oturup sıradan bir şeyler yedikten sonra otelimize döndük.
Pamukkale’yi iki kez tecrübe ettikten sonra gidecekseniz yaz başı, hatta belki ilkbaharda gitmenizi öneririm…

Suyunuzu aşağıdan almayı unutmayın ;)

Antik havuza şöyle bir bakın, manzara hoşunuza gidiyorsa kıyın paranıza ve girin içine ;) Tiyatroya mutlaka çıkın ve Denizli Kebabı yemek için elinizi çabuk tutun! Öyle sallana sallana akşam 17:00, 18:00 gibi giderseniz aç kalıyorsunuz.

Bizim görülecekler listemize ise bir ✔ daha atılmış, Pamukkale de görülmüştü!

Gelsin sıradaki  ✔ ;)

nesrin-pamukkale-mansetNot: Pamukkale hakkındaki ilk düşüncelerimi merak ederseniz geçen sene yazdığım yazıyı buradan okuyabilirsiniz ;)

Fotoğraflar: NESRİN YÜCETÜRK

YORUM

Cevap yaz


× dokuz = 18