Ayvalık Cunda; bir tatlı huzur noktası

0
85

Yeterince bronzduk ne de olsa, görülecek yerlerse bitmiyordu. Yola devam etmeliydik… Yine daha evvel gördüğüm, “Keşke O da yanımda olsa…” dediğim bir yer vardı listede… Ayvalık Cunda… Öyle çok beğendiğim bir yer olmamıştı, ama yine de görmeliydi sevdiğim adam!

nesrin-ayvalik-2-7
Bu sefer daha önce yaptığım gibi Taksiyarhis Kilisesi’ni falan gezmeyecektim. Onun da görmesine gerek yoktu. Ayvalık’la Cunda’yı birbirine bağlayan ve inşası hala süren o deli saçması yoldan geçerken daha söylenmeye başlamıştı haklı olarak… Neden doğal olanı bozuyorduk?

[quote_box_center]Şart mıydı sanki şu adaya arabayla geçmek, atlasak bir balıkçı takasına tıngır mıngır geçsek fena mı olurdu? [/quote_box_center]

Ama şu an bunu sorgulamak için çok geç. Belki de zamanında sorulmadığı için tüm hızıyla inşaat devam ediyordu. Sanki her sene daha genişi gerektiği için de yol biraz daha genişletilip  duble yol haline getiriliyordu. Biliyoruz ki artık, yolun dublesi makbul!

nesrin-ayvalik-2-6
Yolu arkamızda bırakmış, Cunda’nın eski Arnavut kaldırımı sokaklarında dolaşırken yine havamızı bulmuştuk. Bir köşede unutulmuş, nerdeyse çocukluğumuzdan beri görmediğimiz tarzda bir bakkaldan gofretlerimizi almış çocuklar gibi şen, fotoğraf çeke çeke ilerliyorduk.

[quote_box_center]Ama aklımızda tek bir düşünce vardı. Yine acıkmıştık.[/quote_box_center]

Yemek yemeliydik. Ama keyifle, ayağımızı uzatarak, uzun uzun yemeliydik. Doymak için değil de keyif almak için yemeliydik… Uzun süredir methini duyduğumuz bir yer vardı. Haber verdik, “Geliyoruz” dedik, adres aldık ve elimizde akıllı telefonlarımız, Google Map’imiz, Ayvalık sokakları kazan biz kepçe Argos’un yazlık mekanı olarak bilinen Ayvalık International Music Academy’nin hemen yanındaki şirin bahçeye ulaştık.

nesrin-ayvalik-2-4
Denizin üzerindeydik. Üşütmeyen ama serince, hafif kapalı bir havada masamıza yerleştik. Bizi Hamdi Bey karşılamıştı. Önceden aldığımız duyumlara uyarak kendimizi Hamdi Bey’e bıraktık. O ne derse onu yiyecektik. Zaten mekanda menü yoktu. O ne isterse onu pişiriyordu.

[quote_box_center]Argos’un Tanrısı;)[/quote_box_center]

Boyun eğmek en doğrusuydu… Bize sorduğu tek soru “ne içeceğimiz” olmuştu. Gerçi ona da müdahale etmedi değil, ama hakkı da vardı 😉

nesrin-ayvalik-2-3
Hemen masamıza lacivert pötikare bir masa örtüsü serdi. En sevdiklerimden… Mavi ve pötikare… Sonra ufaktan masayı donatmaya başladı… Başladı başlamasına, ama ilgim masadan başka bir yere kaymıştı. Hemen yanı başımızdan gelen viyolonsel sesine… Ayağımın altında Ege, üzerimde küçük beyaz bulutlar, önümde mavi pötikare bir örtü, kulağımda viyolonsel…

nesrin-ayvalik-2-2
Amacımız doymak için yemek değil de keyif almak için yemekti ya, daha ağzımıza tek lokma koymadığımız halde doğru yerde olduğumuzu anlamıştık.

Minicik tabaklarda gelen leziz mezeler, asma yaprağında sardalye, portakallı palamut derken küçük uçan pembe filler görmemize ramak kalmıştı. Biraz ürkerek hesabı istedik… Hesap geldi. Sevdiğim adam elini uzattı.

[quote_box_center]Hesabı aldı. Baktı. Sonra bana baktı. [/quote_box_center]

Ben ona baktım. Bakıştık. Sonra cesaretimi topladım ve hesabı elime aldım. Kahkaha atıyorduk artık. O standartta bir masaya üç katını ödediğimizi bildiğimizden devrelerimiz yanmış, inanamıyorduk.

nesrin-ayvalik-2-1
Uzun süredir yemediğimiz kadar lezzetli ve keyifli, büyülü bir atmosferde yemeğimizi yemiştik. Cebimizden çıkansa devede kulaktı.

Mutluyduk.

Artık tek bir eksiğimiz vardı, o da Şeytan Sofrasını görmek… Amacımız günbatımı izlemek olsa da bulutlar izin vermedi. Ama “kimin ayak iziymiş, Şeytanın mıymış? Neden gelmiş buraya?” diyerek kakara kikiri ufak ufak bir tatilin daha sonuna geliyorduk.

Ama daha bitmemişti 😉

…. Arkası yarın ….

Fotoğraflar: NESRİN YÜCETÜRK

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here